‘Şimdi Haberler’ mi?

Televizyonun karşısında beş kişiyiz ve pür dikkat öğle haberlerini izliyoruz. Her bir haber gerçekten “ilgi çekici”(!). Haber 1: Filan kişi 3’ü çocuk olmak üzere 7 kişiyi şu şekilde öldürdü. Haber 2: Beş yıldır aldatılan adam dehşet saçtı. Haber 3: Kızını para karşılığı satıp, üstüne senet imzaladı! Kaza, öldürme, tecavüz haberleriyle devam eden yedi haberden sonra, spiker ekrana şöyle veda ediyor: “Öğle arası haberlerini izlediniz, güzel ve mutlu bir gün geçirmeniz dileğiyle”(!)

Kasıtlı ya da kasıtsız bunca şeyi beynimizin bir köşesine attıktan sonra güzel ve mutlu bir gün geçirmek ne kadar mümkün? Belki farkına varmıyoruz ama haber adı altında o kadar kötülük serpiliyor ki beynimize. İnsanda sürekli duyduğu ve gördüğü şeylere alışma eğilimi vardır. Böyle haberler, saydığım çirkin olayları öyle normalleştiriyor ki, önceden duyup tepki gösterdiğimiz olaylara şimdi sadece yerimizde oturup vah vah demekle yetinir olduk. Yani tepkisizleştik. Hatta öyle ki, “iyi ki bizim aramızda böyleleri yok” ya da “görüyor musun ne yapmış, benim oğlum böyle şeyler yapmaz, ne kadar şanslıyım” diyebilecek kadar vurdumduymaz ve bencil olabildik. Her koyun kendi bacağından asılırı ilke edindik de, kokusunun herkesi rahatsız edeceğini göz ardı ettik.
Hayallerin ne kadar ucu bucağı olmasa da çevremizdeki olaylar ve insanlardan oluşurlar. Yani hayal gücü insanın içinde bulunduğu ortamın, doğal görüntülerin, kültürün büyük etkisi altındadır. Hatta insanın içinde bulunduğu sosyal ortam değişince hayalleri de değişir. Televizyon öyle çirkin olayları beynimize kazırken biz farkında olmadan hayal dünyamızı da kirletiyor aslında.

Haberler değil sadece buna sebep olan. Dizilerde öyle entrikalar dönüyor ki, kadın programlarında öyle senaryolar yansıtılıyor ki, bunların izlenilip etkisi altında kalınmaması mümkün değil. Özellikle daha karakteri yeni yerleşen ergenlik dönemindekiler için başlı başına bir tehdit unsuru hepsi. Aşk, sevgi gibi kavramların ‘ayağa düşürülerek’ anlatılmaya çalışıldığı dizilerin sayısı bir hayli fazla. Bu dizileri izleyip aşkın sadece romantizm yönünü hayal eden birinin ömür boyu sürecek bir beraberliğin sorumluluğunu alabilmesi ne kadar mümkün? Sadece anı yaşamayı kendine hedef seçmiş birinin, beş yıl, yirmi yıl sonrasını, hatta ölümden sonrasını düşünmesini nasıl istersiniz?

Bu durumun bizi ve bu programları yapanları ilgilendiren çözümleri var elbette. Öncelikle bizim, televizyonun gerçekleri yansıtmaktan çok reytingi amaç edindiğini onu izlemeye başlamadan önce bilmemiz gerekiyor. Çünkü onlar için ne kadar reyting o kadar fazla para kazanmak demek. İkinci çözüm ise değerlerimizi görmezden gelen, atalarımıza, tarihimize dolaylı yoldan hakaret eden yapımları izlemeyerek tepki göstermek. ‘Bir tek benim izlemememle bir şey mi olacak’ yaklaşımını terk edip ‘safım belli olsun’ yaklaşımını benimsemek. Üçüncü ve en etkili çözüm ise, televizyonu hayatımızdan olabildiğince çıkarmak ve gerçekten amacı haber vermek olan web site ve gazeteleri takip etmek. Film izlenilecekse de seçici olup kaliteli, yararlı bir amacı olan filmleri izlemek.

Bu programları yapanları ilgilendiren kısım ise, reyting den çok haber değeri olan olayların ekrana yansıtılması. Evet biliyorum ki kimse de yasada şöyle şöyle değişiklik oldu ya da şu kişi hayır kurumuna şu kadar yardım etti, insanların faydasına şöyle bir organizasyon gerçekleşti gibi haberlere pek ilgi göstermeyecektir. Yine biliyorum ki her haber böyle olmaz ama genel itibariyle bizi ilgilendiren, iyiye ve güzele sevkeden haberlerin yansıtılması çözüm olabilir.
Hayal dünyamıza sadece istediğimiz şeylerin girmesine izin vererek onu koruyabiliriz. Hiç tanımadığımız, amacının ne olduğu belli olmayan kişilerin ve programların onu olumsuz yönde etkilemesine fırsat vermemek de yine bizim elimizde.

Ali Burak Cesur

CEVAP VER

Lütfen yorum yapın!
Buraya lütfen isminizi girin.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.