Karın yağacak olup bir türlü yağamadığı, ne çok soğuk, ne çok sıcak, ara ara yağmurun
çiselediği sakin bir Uşak akşamından yazıyorum bu kez. Belirtmeden olmaz, hani
şu ‘yeni yılın’ da ilk yazısı bu. Bahsetmesek olmaz çünkü çok çok önemli bir
gündü geçen gün. Neden mi ? Çünkü 4 rakamını değil 5 i kullanacağız artık.
Hediyeler aldık, o günü diğer günlerden farklı geçirmek istedik neden ? Gariptir,
gece 00:00’ da havai fişekler attık, çılgınca bağırdık neden ? İnanın cevabını
ben bilmiyorum. Bu rakam değişikliğini neden kutladığımıza dair en ufak bir
açıklamam yok. Sadece soruyorum, henüz mantıklı bir cevap veren olmadı. O günün
neden tatil olduğuna da aklım ermiyor. Belki devletin yazılım sistemlerinin
altyapı olarak hazırlanması için olabilir diye aklıma geliyor ama devletin tüm
kurumları tatil o gün, onun için de değildir. Hadi o günü geçtim ertesi gün
niye tatil?
Bu kısımda bir fikrim var. Bir anı, okuduğum üniversiteden. Ramazan ya da Kurban Bayramı tatilinin hafta içine denk geldiği, sadece Cuma gününün bu tatil dışında kaldığı
bir sene. Herkes ailesinin yanına ziyarete giderek değerlendiriyor bu süreyi. Yolculuğu neredeyse bir günü bulan, kısa süreli tatillerde evine gidemeyenler için bulunmaz bir fırsat. O gün dersi olan hocalardan izinler alınıyor yalnız bir tanesi derse geliyor ve haftaya Cuma herkesi okula beklediğini söylüyor. Hatta o gün bir sınav yapacağını söylüyor. Derste olmayanların doğal olarak sıfır çekeceği bir sınav! Hocam etmeyin, eylemeyin, bayram ertesi, tek sizin dersiniz var, bizi zor durumda bırakmayın gibi sözler fayda etmiyor. O gün o ders yapılıyor. Sınavı yapamıyor ancak o gün rastgele ismini okuduklarından sınıfta olmayanlara eksi puanlar hediye ediyor!
Aynı hoca. Bu kez, ‘yılbaşı’ tatilinin ertesi gününe denkgeliyor dersi. Bir gün sınıfa
geliyor ve diyor ki: “Şimdi siz yılbaşı günü eğlenirsiniz (kafayı bulursunuz).
Ertesi gün sağlıklı ders yapamayız. Onun için yılbaşının ertesi günü ders
işlemeyeceğim.” Hadi buyrun.
İşte bu kötü anı, bu fikri getiriyor aklıma. Ertesi günü de tatil ediliyor ki o gün
kafayı bulanlar (kafayı kaybedenler daha doğru) ertesi gün sağlıklı olamazlar (!)
onun için o günü de tatil edelim. Umarım tatil meselesi de böyle belirlenmiyordur. Evet, hala yılbaşını neden kutladığımızla ilgili bir cevabımız yok. Devam edelim.
Bu kutlamalara ‘herkes kutluyor, vardır bir bildikleri’ mantığıyla katılanlar var.
Bu anlayış da bana son günlerde birkaç kez yaşanan şu olayları hatırlatıyor: “Biri Atlayınca Hepsi Atladı!”
şu soruyu sormadığıma pişman oldum: “Yılbaşı sizin için neyi ifade ediyor da bu vitrinleri böyle süslüyorsunuz?” Büyük ihtimalle cevapları ‘para’ olacaktı. Bu sayede o gün daha fazla hasılat elde etmeye çalışıyorlar. Bence hoş değil, ama hiçbir amacı olmayıp da kutlayanlara nazaran daha makul bir sebep gibi duruyor. Ben baştan söyleyeyim; ‘yılbaşını’ vitrinlerine yansıtarak, hatta noel baba, çam ağacı gibi figürlerle, ‘cingıl bels cingıl bels’ şarkılarıyla müşteri çekmeye çalışan dükkanların kapısından içeri girmedim. Sonrasında ise hatırladığım kadarından alışveriş yapmamaya gayret edeceğim.
adamın tekisin olum sen :)” dese şaşırmam. Doğru söylüyorsun derim, ama hep inandığım bir prensibim var: “Tarafın belli olsun.”
olabilir, malları kaliteli, beni düşüncesi ilgilendirmez diyen de olabilir.
Kimseye sözüm yok, herkesin kendi tercihi.
bulamadım. Ama içimde güçlü bir his var bu günün neden kutlanıldığıyla ilgili.
İki-üç kelime söylediği: “Yeniden başlama, değişme ihtiyacı.”
allright.” Ne kadar mantıksız gelse de en makul sebep olarak bunu buluyorum. Sebep tamam da yöntem yine yanlış. Sen çılgınca, amaçsızca eğlen, havai fişekler patlat, kendini kaybet, sonra yeni yılda her şey daha güzel olacak. Daha çok beklersin!
öteye taşıyacak bir madden yoksa kusura bakma ama ‘yeni yıl’ sana hiçbirşey
getirmez. Yarından itibaren herzamankinden daha iyi bir insan olmak için dua
etmiyorsan, yeni yılı geç yeni asır başlasa fayda etmez sana!
Benim sloganım biraz değişiği bunun: “Değişim niyetinizde.”




Değerli Ali Burak Bey, yeni yıl ile ilgili yazdıklarınızı 10 sene sonra, bir kez daha yeni yıl yaklaşırken okumanın, hiçbir şeyin değişmediğini hatta coşkunun artarak devam ettiğini görmenin hüzünlü bir enerjisi var üzerimde. Pek çok kafenin günümüzün şartlarıyla daha da güzel süslendiği, yeni yıl süsleri ve çam ağaçlarıyla doyasıya donatıldığı, telaşlı bir hazırlığın yapıldığı şu günlerde, o kafelere girmekten imtina ederek sergilediğimiz duruşun başka gönüllere de düşmüş bir dert olduğunu okumak beni epey memnun etti. Bu güzel düşüncelerinizin diğer gönüllere de aşılanması dileğiyle.
Ayşe Hanım, yaptığınız yorumu yeni okuyorum kusura bakmayın. Maalesef durum anlattığınız gibi. Şu durumda kendimizi ne kadar bunun dışında bırakabilirsek o kadar kazançta olduğumuz düşünüyorum. Yazıyı okuyup yorum yaparak hem derdimi paylaştığınızı gösterme hem de yazıma destek olma inceliğini gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim.